Hey gidi Fethiye… Köy yollarından şehrin hafızasına: Ömer Özyer

HEY GİDİ FETHİYE… KÖY YOLLARINDAN ŞEHRİN HAFIZASINA UZANAN BİR İSİM: ÖMER ÖZYER
Hey gidi Fethiye…Ömer Özyer Fethiye Ticaret Hayatında Nasıl İz Bıraktı?
Ömer Özyer Fethiye ticaret hayatında emeği, çalışkanlığı ve insanlara verdiği güvenle iz bırakan isimlerden biri oldu. 1935 yılında Fethiye’de doğan Ömer Özyer’in hikâyesi, babası Hasan Hüseyin Özyer ile çıktığı köy yollarında başladı.
Bir zamanlar bu memlekette ticaret yalnızca alıp satmak değildi. Bir insanın sözü, yüzü, emanete sahip çıkışı en az sattığı mal kadar kıymetliydi.
İnsanlar çoğu zaman dükkânın tabelasına değil, o tabelanın arkasındaki insanın adına güvenirdi.
İşte eski Fethiye’nin o günlerinden gelen, emeğiyle büyüyen ve güveniyle hafızalarda yer eden isimlerden biri de Ömer Özyer oldu.
Ömer Özyer’in Fethiye’de Başlayan Hikâyesi
Ömer Özyer, 1935 yılında Fethiye’de doğdu. Babası Hasan Hüseyin Özyer’di.
Gençlik yıllarında babasıyla birlikte Fethiye’nin çevre köylerini dolaşmaya başladı. O dönemde yapılan bu işe “çerçilik” deniliyordu.
Tekstil ve giyim ürünleri köylere götürülüyor, kimi zaman köylünün hasadıyla takas ediliyor, alınan ürünler yeniden Fethiye’ye getirilerek tüccarlara satılıyordu. Elde edilen kazançla yeniden mal alınıyor ve tekrar köy yollarına düşülüyordu.
Özyer Gold’un aile tarihçesinde bu yılların Ömer Özyer’in ticaret anlayışını şekillendirdiği; özellikle köylerdeki insanlarla kurduğu ilişkiler sayesinde güvenin ne kadar önemli olduğunu gördüğü anlatılıyor.
Bugün birkaç cümleyle anlatılan bu yolculuk, o yıllarda büyük sabır, emek ve insan ilişkileri gerektiriyordu.
Ömer Özyer de o yollarda yalnızca ticareti öğrenmedi.
İnsanı tanıdı.
Emeğin kıymetini gördü.
Ve bütün ticaret hayatının temelini oluşturacak en önemli değeri öğrendi:
Güven.
Köy Köy Dolaşarak Başlayan Ticaret Yolculuğu
Özyer ailesinin ticaret hikâyesinde 1948 yılı önemli bir dönüm noktası oldu.
Hasan Hüseyin Özyer ile oğlu Ömer Özyer’in köy köy dolaşarak kumaş ticareti yaptığı bu dönem, daha sonraki yıllarda büyüyecek bir aile ticaretinin temellerini oluşturdu.
Özyer ailesinin kurumsal tarihçesine göre, bu yolculuğun ardından 1955 yılında ilk manifatura dükkânı açıldı.
Artık köy yollarında başlayan ticaretin Fethiye merkezinde de bir adresi vardı.
Yıllarca köy köy dolaşarak kurulan ilişkiler, insanların duyduğu güven ve yapılan işin arkasında durmak, bu küçük başlangıcı zamanla daha büyük bir yapıya dönüştürdü.
Manifaturadan Kuyumculuğa Uzanan Bir Yol
Özyer ailesinin ticaret hayatında sonraki önemli adımlardan biri 1960 yılında kuyum imalatı ve satışına başlanması oldu.
1966 yılında ise ikinci mağaza açıldı.
Ancak bu gelişmeleri yalnızca mağaza sayılarıyla anlatmak, Ömer Özyer’in hikâyesini eksik bırakır.
Çünkü büyüyen sadece ticaret değildi.
İnsanların Özyer ailesine duyduğu güven de büyüyordu.
Hasan Hüseyin ve Ömer Özyer’i köylerden tanıyan aileler, özellikle düğün alışverişleri için Fethiye’ye geldiklerinde onların mağazasını tercih etmeye başladı.
Kumaşını, elbisesini oradan alan insanlar, zamanla farklı bir talepte bulunmaya başladı:
Altın da satmaları isteniyordu.
Böylece kumaş ticaretiyle başlayan yolculuk, zaman içerisinde kuyumculuğa uzandı.
Bir Esnaf İçin En Büyük Sermaye: Güven
Ömer Özyer’in hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri de insanların ona duyduğu güvendi.
Aile tarihçesinde anlatıldığına göre bazı müşteriler, ileride yapılacak düğünleri için ayırdıkları birikimlerini dahi Ömer Özyer’e emanet ediyordu.
Bugünden bakıldığında bu, yalnızca ticari bir ayrıntı gibi görülebilir.
Ama eski Fethiye’yi bilenler için bunun anlamı çok daha büyüktü.
Bir insana birikimini emanet etmek; onun adına, sözüne ve karakterine güvenmek demekti.
Bir esnaf için bundan daha büyük bir itibar olabilir miydi?
Hey gidi Fethiye…
Eskiden dükkânın büyüklüğünden önce insanın gönlü konuşurdu.
Kapının önündeki kalabalık, kasadaki paradan çok o isme duyulan güveni anlatırdı.
Ömer Özyer’in Fethiye’de bıraktığı iz de işte böyle büyüdü.
Bir Babadan Üç Oğluna Uzanan Emek
Ömer Özyer’in üç oğlu oldu:
Hasan Özyer, Süleyman Özyer ve Faruk Özyer.
Çocukları küçük yaşlardan itibaren aile işinin içerisinde yetişti. Dükkânı gördüler, müşteriyi tanıdılar, ticaretin nasıl yürüdüğünü öğrendiler.
Ama belki hepsinden önemlisi, yıllar içerisinde kazanılmış bir ismin ve güvenin ne anlama geldiğini gördüler.
Kurumsal tarihçeye göre 1977 yılında Ömer Özyer, babası Hasan Hüseyin Özyer ile birlikte kurup geliştirdiği ticareti oğulları Hasan, Süleyman ve Faruk Özyer’e devretti.
Bundan sonraki yıllarda aile yatırımları farklı alanlara yayıldı.
Akaryakıt, inşaat, turizm, kuyumculuk, emlak, basın, medya ve enerji gibi sektörlerde büyüyen bir yapı ortaya çıktı.
Özyer Grup’un kurumsal tarihçesi de bugün grubun temellerinin Ömer Özyer tarafından atıldığını belirtiyor.
Fakat bütün bu büyük yapının başlangıcında çok daha sade bir görüntü vardı:
Bir baba…
Bir oğul…
Köy yolları…
Kumaşlar…
Ve insanlara verilen bir söz.
Ömer Özyer Adı Eğitimde de Yaşıyor
Ömer Özyer’in adı Fethiye’de yalnızca ticaret hayatında kalmadı.
Bugün Fethiye’de onun adını taşıyan Fethiye Ömer Özyer Anadolu Lisesi bulunuyor.
Özyer Grup’un sosyal yatırımlar bölümünde yer alan bilgilere göre okul binası, Hasan Özyer tarafından babası Ömer Özyer adına “Eğitime %100 Destek” kampanyası kapsamında yaptırıldı.
Okul binasının inşaatı 2008-2009 eğitim öğretim yılı başında tamamlandı.
Bu ayrıntı, Ömer Özyer’in hikâyesinin belki de en güzel bölümlerinden biri.
Bir zamanlar babasıyla Fethiye’nin köy yollarında ticaret yapan bir insanın adı, yıllar sonra aynı şehrin gençlerinin eğitim gördüğü bir okulun üzerinde yer aldı.
Köy yollarında başlayan bir emeğin, eğitime uzanan bir isme dönüşmesi…
İnsan bazen bir şehrin hafızasında bundan daha güzel nasıl iz bırakabilir diye düşünüyor.
Bu Sadece Bir Ticaret Hikâyesi Değil
Ömer Özyer’in hikâyesini yalnızca bir iş insanının başarı hikâyesi olarak okumak eksik kalır.
Bu aynı zamanda eski Fethiye’nin çalışma kültürünün hikâyesidir.
Köy yollarının…
Alın terinin…
Sözüne sadık esnaflığın…
Emanete sahip çıkmanın…
İnsanların birbirine duyduğu güvenin…
Ve küçücük adımlarla başlayıp nesilden nesile aktarılan emeğin hikâyesidir.
Bugün ticaret değişti.
Sokaklar değişti.
Dükkânlar değişti.
Fethiye değişti.
Ama bazı değerler değişmedi.
Bir insanın yıllarca çalışarak kazandığı itibar, insanlarda bıraktığı güven ve memleketine kattığı değer kolay kolay silinmiyor.
Fethiye’nin Hafızasında Bir İsim: Ömer Özyer
Hey gidi Fethiye…
Köy köy dolaşarak başlayan bir emek…
Kumaştan manifaturaya, manifaturadan kuyumculuğa uzanan bir yol…
Bir babadan oğullarına aktarılan yılların tecrübesi…
Güven üzerine kurulan bir ticaret…
Bir aileye bırakılan emek…
Ve bugün hâlâ Fethiye’de adı bilinen bir isim:
Ömer Özyer.
Belki onu yakından tanıyanlar vardır.
Belki dükkânından alışveriş yapanlar…
Belki onunla bir köy yolunda, bir Fethiye sokağında, bir ticaret sohbetinde karşılaşanlar…
Ömer Özyer ile ilgili sizin de bir hatıranız, eski bir fotoğrafınız ya da anlatmak istediğiniz bir anınız varsa Hey Gidi Fethiye ile paylaşın.
Çünkü bir şehrin gerçek tarihi yalnızca arşivlerde değil, o şehri yaşayan insanların hatıralarında saklıdır.



